GEGENPRESS: ALMAN İCADI MI, DAHA MI ESKİ?
Jurgen Kloop'un Liverpool'uyla beraber son 5-6 yıldır sık sık dillenen bir kelime oldu gegenpress. Artık futbolla az olsa da ilgisi olan herkes anlamı hakkında fikir sahibi. Peki gerçekte nedir, nereden çıktı, kim geliştirdi ve niye var? Bu yazıda bu soruların cevaplarını arayacağız.
Gegenpress ifadesini Türkçe'ye çevirebilirsek "karşı pres" anlamında bir kelime çıkıyor karşımıza. Aslında ne yapılmak istediğini kelime kendisi anlatıyor. Hücum eden takım topu kaybettiği anda topu kazanabileceği en hızlı sürede geri kazanmak adına prese başlar. Bu taktiksel anlayışa gegenpress diyoruz. Böylece hem rakibin geçiş şansını yok edebilir, hem de kendi hücum devamlılığınızı sağlayabilirsiniz. Ancak bu sistemi uygulayabilmek için çabuk, güçlü, yüksek kondisyon düzeyine sahip ve aynı zamanda iyi pozisyon alabilen oyunculara ihtiyaç duyarsınız.
Gegenpress'in çıkışını total futbol kavramıyla birlikte düşünebiliriz. 1970'lerde Rinus Michels'in dünya futbolunda temellerini attığı total futbolu kısaca tüm takımın aynı anda hücum, aynı anda savunma yapması olarak düşünebilirsiniz. Xavi Barcelona'ya hoca olarak döndüğünde "Benim takımımda hücum kalecimden, savunmam santraforumdan başlayacak." diyordu. Michels'in bu ideolojisini yıllar boyunca bir çok hoca uyguladı ve geliştirdi. 80'li yılların sonunda Arrigo Sacchi tarihin en iyi takımlarından birini oluştururken bu ekolü 4-4-2 ve alan savunmasıyla buluşturuyordu. İyi öğrencilerinden olan Johan Cruyff bu öğretiyi geliştirdi, 2008 yılından beri Pep Guardiola'nın ise dahiyane şekilde kullandığını söyleyebiliriz.
Guardiola'nın analistleri futbolda hücum ve savunmanın dışında günümüzde sık sık kullandığımız "geçiş" adı verdikleri bir evre daha olduğundan bahsediyor. Bu analize göre oyunda hücum eden takımın zihnen savunma düzenine geçmesi ve ona odaklanması için 6 saniye gerekiyor. Aynı şey savunma yapan takımın hücuma geçmesi için de geçerli. Bu 6 saniyeye ise geçiş diyoruz. Busquets'in önderliğini yaptığı rivayet edilen ve "6 saniye kuralı" adını verdiği press sistemindeyse bu 6 saniyede tüm takım topun olduğu noktaya doğru şok bir press uygular ve top geri kazanılır. Bu 6 saniyeyi ise Busquets belirler, takım ona göre pressi başlatır ve sonlandırır. Yani anlayacağınız Tiki-Taka dahi oynasanız, uygun oyuncu grubunuz ve zeki bir antrenörünüz varsa gegenpress denilen şeyi her daim uygulayabilirsiniz ve bu sistemin mucidi sandığınız gibi Almanlar değil. Evet değiller ama neden bu sistemi Jurgen Klopp bulmuş zannediyorlar? Çünkü son 10 yılda Almanlar mükemmel şekilde uyguladı ve topu vermek bilmeyen dünya devlerine kafa tuttu da ondan. 2010'lu yılların başındaki İspanyolları devirmenin tek bir yolu vardı, o da onlar baş döndürücü pas trafiğine başlamadan dengesiz yakalamak ve işi bitirmek. Jupp Hynckess ve Jurgen Klopp'un takımları 2013 yılında bunun nasıl yapılacağını tüm dünyaya Şampiyonlar Ligi yarı final eşleşmelerinde göstermişlerdi. Jurgen Klopp Liverpool'la beraber bu pressi en uçtan Firmino, Salah gibi futbolcularla başlatıp, arkalarında atlet ve pozisyon bilgisi yüksek ortasaha oyuncularının pas kanallarını kapatmasıyla sert bir şekilde yıllardır uyguluyor. Sonuçlarını aldığı da malum.
Ülkemizde ise örnekleri aslında var ama günümüzde uygulanabilirliği çok da kolay değil. Elimizdeki oyuncu gruplarının gereken profili çok da karşıladığı söylenemez. 96/2000 Galatasaray takımında Fatih Terim'in aslında Gegenpress'in bir varyasyonunu uyguladığını söylememiz yanlış olmaz. Ondan da detaylı şekilde bir başka yazımda bahsedeceğim. Ama o takımın ülke futbolu için önemine baktığımızda, zaten çok da sıradan bir oyuncu grubu ve antrenöre sahip olmadığını bir çırpıda anlayabilirsiniz.
Futbol bir tez/antitez oyunu. Bugün gegenpressi popülerleştiren oyun, yarın gegenpresse karşı oluşacak yeni bir taktiksel anlayışı da bizlere sunacak. Ve planları bozulanlar, sadece Almanlar olmayacak...






Yorumlar
Yorum Gönder